G7 Zirvesi: Jeopolitik Gündem ve Türkiye'nin Rolü

Admin User 18 Haziran 2026, 12:15 13 Okunma Gündem

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, 15-17 Haziran'da Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde gerçekleştirilen G7 Zirvesi'nin çıktılarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

15-17 Haziran 2026 tarihlerinde Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde gerçekleştirilen G7 Liderler Zirvesi, küresel siyasetin içinden geçtiği kritik dönemin yansımalarını taşıyan önemli bir diplomatik platform olarak öne çıktı. ABD, Fransa, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya, Kanada ve İtalya liderlerinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin katıldığı zirvede Mısır, Brezilya, Hindistan, Kenya, Güney Kore ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de davetli liderler arasında yer aldı.

1975'te kurulan G7, resmi bir uluslararası örgüt değil dünyanın en gelişmiş ekonomilerine sahip ülkelerinin liderlerini bir araya getiren gayriresmi istişare mekanizmasıdır. Küresel ekonomik üretim ve finansal kapasitenin önemli bir bölümünü temsil eden bu ülkeler, uluslararası sistemin yönelimlerini belirleme konusunda halen önemli etkiye sahiptir.

G7'de ne konuşuldu?

Bu yılki zirvenin gündemine bakıldığında, geleneksel ekonomik başlıklardan ziyade jeopolitik meselelerin ön plana çıktığı görülmektedir. Özellikle ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik ilan edilen çerçeve anlaşma, zirvenin en dikkat çekici gündem maddelerinden biri olmuştur. Liderler, anlaşmanın bölgesel etkilerini, İran'ın nükleer programının geleceğini ve Orta Doğu'da kalıcı istikrarın sağlanmasına yönelik atılabilecek adımları değerlendirmiştir. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz ticaretine tam anlamıyla açılması ve enerji arz güvenliğinin korunması da görüşmelerde öne çıkan konular arasında yer almıştır.

Bunun yanında Rusya-Ukrayna Savaşı, küresel ekonomik dengesizlikler, kritik minerallerin tedarik güvenliği ve stratejik teknolojiler alanındaki rekabet de zirvenin temel gündem başlıklarını oluşturmuştur. Özellikle kritik mineraller konusu, enerji dönüşümü ve yüksek teknoloji sektörlerinin geleceği açısından Batılı ülkelerin ortak öncelikleri arasında yer almaktadır.

Zirvenin dikkat çeken yönlerinden biri de son yıllarda zaman zaman gerilen ABD-Avrupa ilişkilerinin yeniden ortak zeminde buluşma eğilimi göstermesidir. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda Washington ile Avrupalı müttefikler arasında daha uyumlu bir yaklaşım ortaya çıkmıştır. G7 liderleri, Ukrayna'ya yönelik askeri ve ekonomik desteğin sürdürülmesi konusunda ortak irade sergilerken Rusya üzerindeki baskının devam ettirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. AB üyeleri, ayrıca Ukrayna'nın Avrupa entegrasyon sürecine yönelik desteklerini yinelemiştir. Bu kapsamda Ukrayna ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin resmen ilerletilmesi ve sürecin kurumsal takvime bağlanması yönündeki irade bir kez daha vurgulanmıştır.

Nitekim 18-19 Haziran tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirilecek AB Zirvesi'nde hem G7 toplantısından çıkan sonuçların değerlendirilmesi hem de Ukrayna ve Moldova'nın üyelik müzakere süreçlerine ilişkin yol haritasının ele alınması beklenmektedir. Bu durum, Ukrayna meselesinin yalnızca güvenlik boyutuyla değil Avrupa'nın gelecekteki siyasi mimarisi açısından da stratejik önem taşıdığını göstermektedir.

Buna karşılık Avrupalı liderler, ABD yönetiminden Moskova üzerinde daha fazla siyasi baskı kurmasını talep ederken Washington da İran ile varılan anlaşmaya Batılı ortakların güçlü destek vermesini istemiştir. Bu durum taraflar arasında karşılıklı çıkarların gözetildiği diplomatik dengeyi ortaya koymaktadır. Avrupa, Ukrayna konusunda Amerikan desteğini korumayı amaçlarken ABD ise Orta Doğu'da oluşturulmaya çalışılan yeni güvenlik mimarisine Avrupalı müttefiklerin katkısını aramaktadır.

Bu çerçevede G7 Zirvesi, ABD ile Avrupa arasında son dönemde öne çıkan anlaşmazlıkların tamamen ortadan kalktığını göstermese de tarafların ortak tehdit algıları etrafında yeniden yakınlaştıklarına işaret etmektedir. Ticaret, savunma harcamaları ve Çin politikası gibi başlıklarda görüş ayrılıkları devam etse de Ukrayna ve Orta Doğu meseleleri, transatlantik dayanışmayı güçlendiren unsurlar olarak öne çıkmıştır.

G7'nin gündemi Türkiye'den uzak değil

Türkiye açısından bakıldığında, Ankara doğrudan zirveye katılmamış olsa da ortaya çıkan diplomatik tablonun dışında değildir. Özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 16-17 Haziran tarihlerinde Moskova'ya yaptığı ziyaret ve bulunduğu temaslar, bölgesel diplomasi açısından dikkat çekicidir. Fidan, görüşmeler sırasında ABD ile İran arasında varılan mutabakatı bölgede çatışma ikliminin kırılması açısından önemli bir diplomatik eşik olarak değerlendirdiklerini ve bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladıklarını ifade etmiştir ancak Ankara'nın beklentisinin yalnızca geçici bir sükunet değil kalıcı ve kapsayıcı bölgesel güvenlik mimarisinin inşası olduğu da vurgulanmıştır. Fidan, ayrıca Türkiye'nin daha geniş bölgesel barışın sağlanması yönündeki çabalara katkı sunmaya devam edeceğini belirtmiştir. Bu yaklaşım, Türkiye'nin son yıllarda kriz yönetimi ve arabuluculuk kapasitesini öne çıkaran dış politika anlayışıyla uyumludur.

Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlangıcından bu yana sürdürdüğü dengeli diplomasi ve arabuluculuk kapasitesiyle uluslararası aktörler tarafından yakından takip edilmektedir. Fidan'ın Moskova temaslarında da ifade ettiği üzere Ankara'nın temel önceliklerinden biri, Rusya ile Ukrayna'nın yeniden diplomasi masasına dönmesidir. Bu yönüyle Türkiye, hem Rusya ile diyalog kanallarını açık tutabilen hem de NATO üyesi kimliğiyle Batılı müttefiklerle eş zamanlı temas yürütebilen nadir aktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. G7 Zirvesi'nde ortaya çıkan diplomatik tablo da Türkiye'nin bu çok yönlü diplomatik rolünün önemini artırmaktadır.

Ayrıca temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin önemi de bu gelişmeler ışığında daha da artmaktadır. G7'de ele alınan Ukrayna, Rusya, Avrupa güvenliği ve Orta Doğu başlıklarının önemli bir kısmının NATO gündemine taşınması beklenmektedir. Bu durum, Türkiye'ye hem Batı ittifakı içerisindeki konumunu güçlendirme hem de bölgesel diplomaside etkin rol oynama fırsatı sunmaktadır.

Sonuç olarak, Evian-les-Bains kentindeki G7 Zirvesi ne yalnızca bir birlik fotoğrafı ne de tamamen çatlakların görüntüsü olarak değerlendirilebilir. Zirve, Batılı ülkelerin ortak güvenlik tehditleri karşısında koordinasyon arayışını ortaya koyarken taraflar arasındaki yapısal görüş ayrılıklarının sürdüğünü de göstermiştir ancak mevcut uluslararası konjonktürde Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu'daki gelişmeler, transatlantik ilişkilerde ayrışmadan çok işbirliğini teşvik eden faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu yönüyle 2026 G7 Zirvesi, Batı dünyasının jeopolitik belirsizlikler karşısında yeniden ortak hareket etme iradesini yansıtan önemli bir diplomatik buluşma olarak kayda geçmiştir.

[Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA / Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan
Etiketler: Turkiye
Kaynak: Kaynak Site

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap veya Üye Ol

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!