Eski vali ile yüzleşen Gülistan'ın annesinin sözleri yürek dağladı
Gülistan Doku'nun annesi eski vali ile adliyenin önünde karşılaştı
6 yıldan fazla bir süredir kayıp olan üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanan Mustafa Türkay Sonel’in babası, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’i adliye önünde gören anne Bedriye Doku’nun feryadı hafızalara kazındı. Yıllardır kızından bir iz bekleyen acılı anne, "Biz sana 'Allah razı olsun' diyorduk, hiç mi utanmadın?" sözleriyle adliye önünde isyan etti.
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında, soruşturmanın seyri geçtiğimiz günlerde değişmişti. Dosyanın bir numaralı şüphelisi olarak gösterilen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Hakkında soruşturma başlatılan ve açığa alınan Eski Vali Tuncay Sonel de gözaltına alınırken, savcılığa sevkinin 20 Nisan Pazartesi günü yapılması bekleniyor. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Sonel hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" iddialarıyla soruşturma başlatmıştı.
Gülistan’ın bulunması için yıllardır uğraşan Bedriye Doku, dosyanın yeniden açılması ile adeta Tunceli Adliyesinin önünde nöbet tutuyor.
Adliye önünde dönemin Tuncay Sonel ile karşı karşıya gelen acılı anne tüm duygularını ortaya döktü.
Kızının kaybolduğu dönemde valinin kendilerine yardım ettiğini sanan anne, gerçeklerin ortaya çıkmasıyla birlikte büyük bir şok yaşadı. Çevredekiler tarafından sakinleştirilmeye çalışılan anne Doku, eski valiye dönerek şu sözlerle feryat etti:
"Hiç utanmadın mı? Allah'tan da mı korkmadın? Sen orada geziyorsun, biz ise burada yanıyoruz. Biz de sana o zamanlar 'Allah razı olsun' diyorduk! Meğer her şeyi biliyormuşsun!"
Soruşturma kapsamında ortaya atılan iddialar ise kan donduran cinsten. Gülistan Doku’nun hamile olduğu ve bu durumun bir tartışmaya yol açtığı, cinayetin ardından ise "devletin gücü kullanılarak" delillerin karartıldığı öne sürülüyor. Özellikle bir mektup aracılığıyla olayın "intihar" süsü verilerek kapatılmaya çalışıldığı, ancak teknik incelemelerin bu kumpası bozduğu belirtiliyor.