AB'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Ataması Tartışma Yarattı: Türkiye'den 'İç Mesele' Vurgusu
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'yu Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak ataması tartışmaları beraberinde getirdi.
Bu atamayla AB, Kıbrıs sorununun çözümünde masada olma çabasını bir üst kademeye taşıdı.
Türkiye ise sorunun çözümü noktasında tarafsız olmamakla suçladığı AB içindeki bu atamayı "AB'nin iç meselesi" olarak görüyor.
Görevlendirme, Birleşmiş Milletler'in (BM) Kıbrıs sorununu çözme amaçlı hamlelerini yoğunlaştırdığı ve yeni olasılıkların konuşulmaya başlandığı bir döneme denk geldi.
Von der Leyen, sosyal medya mesajında, "BM çerçevesi içinde ve AB'nin ilkeleri, değerleri ve mevzuatına uygun olarak Kıbrıs sorununun çözülmesine yönelik çabaları desteklemek için ellerinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduklarını" belirtti.
Von der Leyen, "İlerleme kaydetmek için gerçek bir ivme var. AB bu sürece tam olarak dahil olmuştur. Birlikte, bu fırsatı değerlendirmek için çalışacağız" dedi.
AB Komisyonu'ndan Fitto'nun atanmasına ilişkin yapılan yazılı açıklamada, "Bu karar, işlevsel ve sürdürülebilir kapsamlı bir çözümün sağlanması amacıyla Komisyon'un Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine yönelik güçlü kararlılığını yansıtmaktadır" denildi.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de, İtalyan parlamenter Fitto'nun, "özellikle ilgilenilmesi gereken zorluklar dikkate alındığında arabuluculuk becerisi ve Akdeniz'in karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin bilgisi" nedeniyle görev için en uygun isim olduğu görüşünü dile getirdi.
Fitto'nun atanması ne anlama geliyor?
Fitto atamasının dikkat çekici boyutları var.
Bunlardan ilki, Fitto'nun AB Komisyonu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor olması.
Selefi Johannes Hahn ise eski bir Komisyon üyesi.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in görev için Brüksel'e telkinde bulunduğu isimlerden olan Fitto'nun makamının özel temsilcilik görevine kurumsal ağırlık kattığı görüşü öne çıkıyor.
Komisyon'un kurumsal hiyerarşisinin en üst kademesindeki isimlerden biri olan Fitto'nun atanmasının, sorunun çözümüne ilişkin süreçte AB'nin daha aktif ve angajmana hazır bir şekilde varlık göstermeye başladığını düşünenlerin sayısı oldukça fazla.
Ayrıca Fitto'nun Kıbrıs konusunu kolaylıkla Komisyon gündeminde üst sıralara taşıma potansiyeline sahip olmasına da dikkat çekiliyor.
AB'nin bir şekilde Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin süreçte yer almasını ve bunu mümkün olan en üst düzeyde, güçlü bir angajmanla yapmasını sağlamak Kıbrıs yönetiminin başından bu yana izlediği politikalar arasında görülüyor.
Fitto ataması, bu politikanın meyvesini verdiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Fitto, Kıbrıs sorununa tamamen uzak bir isim değil.
Komisyon Başkan Yardımcısı olarak Fitto'nun görev dosyaları arasında Komisyon'un önderlik ettiği Kıbrıs'ın birleştirilmesine ilişkin süreçleri izlemek, yardım programı bağlamında Kıbrıs Türk toplumunun sosyal ve ekonomik şartlarının güçlendirilmesi ve Yeşil Hat Tüzüğü'nün uygulanması da yer alıyor.
Fitto, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile yakın işbirliği içinde çalışacak.
Fitto, görevlendirmeye ilişkin mesajında, "tüm paydaşlar ile müzakere tarafları arasında güvenin tesis edilmesi de dahil olmak üzere, müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli koşulları yaratmayı ve kapsamlı ve kalıcı bir çözümün sağlanmasını desteklemeyi hedeflediğini" belirtti.
Türkiye'ye göre AB tarafsız değil
Özellikle 2017'de Crans Montana'daki görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından Türkiye sorunun çözümüne ilişkin yaklaşımını başka bir çizgiye çekti.
Ankara, Kıbrıslı Türklerin egemenlik haklarının ancak iki devletli bir çözümle güvence altına alınabileceği görüşünde.
AB, Kıbrıs'ın Birlik üyesi olmasının da doğrudan etkisiyle, bu yaklaşımı kesin dille reddediyor.
BM'nin soruna yaklaşımı ve çerçevesi iki devletli çözüm fikrine yakın değil.
Bununla birlikte Ankara, çözümün adresi olarak BM'yi görmeyi sürdürüyor. Konuyla doğrudan bağlantısı olmayan aktörlerin müdahalesine ise sıcak bakmıyor.
AB ve Kıbrıs sorununa ilişkin olarak atanan özel temsilci de bu şekilde değerlendiriliyor. Son atama, Türkiye tarafından AB'nin "iç meselesi" olarak görülüyor.
Türkiye, 2004'teki Annan Planı'na hayır diyenin Kıbrıslı Rumlar olmasına rağmen Kıbrıs'ın üye yapılmasıyla AB'nin soruna ilişkin tarafsızlığını kaybettiği görüşünde.
Fitto atamasına ilişkin yazılı açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı şu ifadeleri kullandı:
"Avrupa Komisyonu tarafından yeni atanan yetkilinin, AB'nin bu tarafgir tutumunun değişmesi ve Kıbrıs meselesinin çözümünün ancak Ada'daki gerçekler temelinde, egemen eşit iki devlet arasında yürütülecek müzakerelerle sağlanabileceğinin artık idrak edilmesi yönünde çaba sarf etmesini bekliyoruz."
Ankara, Fitto'ya farklı yaklaşır mı?
AB Komisyonu'nun ilk Kıbrıs Özel Temsilcisi Hahn, bir dönem Genişleme Komiseri olarak görev yapmıştı.
Hahn, bu görevi sırasında Türkiye'yle olumlu bir ilişki kuramadı.
Hahn, Özel Temsilci olarak atandığı Mayıs 2025'ten Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanlığı sırasında istifa ettiği Mart 2026'ya kadar Türkiye tarafından muhatap olarak kabul edilmedi.
Türkiye'nin Fitto'yla belirgin bir sorunu yok.
Bununla birlikte, diplomatik çevrelerde Özel Temsilci şapkasıyla Türkiye tarafından muhatap alınmasının pek ihtimal dahilinde olmadığı görüşü öne çıkıyor.
Kıbrıs sorunu, Türkiye-AB ilişkilerinin ilerlemesindeki en önemli engeller arasında yer alıyor.
AB, Ankara-Brüksel ilişkilerinin ilerlemesini Kıbrıs sorununun çözümüyle ilişkilendirmiş durumda.
